Sofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sofya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2011 Perşembe

Chalga

Chalga (Чалга); Bulgaristan'da yapılan pop folk müziğidir. İsmini Türkçe olan "çalgı"dan almaktadır (Bkz. Wikipedia). Düğünlerde çalınan çiftetelli, oyun havaları vs. gibi müziklerin Bulgaristan'daki karşılığıdır da diyebiliriz. Bu konu nerden mi çıktı? Haftasonu Bursa'ya Bulgaristan göçmeni olan iki arkadaşımızın düğününe gittik. Düğünün sonlarına doğru "chalga" çalınmaya başladı ve millet coştu, ben dahil. Ve Sofya'yı ne kadar özlediğimi farkettim :(
Parklarını, külüstür arabalarını & tramwaylarını, eski evlerini, caddelerini özledim. Vithosha caddesindeki Lavazza'da kahve içmeyi, Oborishte'de yürümeyi, Olive's te yemek yemeyi, Bulvar Madrid'deki parkta paten kaymayı, Vassil Levski Stadyumu yanında buz pateni yapmayı, 100 gr Sladki'nin süper pastalarını, jaz barlarını, shopska salatayı ve daha aklıma gelmeyen bi çok şeyi...

6 Aralık 2010 Pazartesi

Yılbaşı Ağacı

Yılbaşına yaklaştığımız şu günlerde, bir Sofya anımla daha karşınızdayım:) Sofya'da, Aralık ayının ilk günlerinde, sokaklardaki büyük çam ağaçları süsleniyor. Öyle bizdeki gibi yapay ağaçmış, ışıklı-lambalı, toplu, şıkırdaklı ağaç şekli verilmiş şeylermiş, değil efendim...Bildiğiniz koca çam ağaçları..

Ahanda şöyle:
Bu ağaç neredeyse arkasında gördüğünüz bina boyunda.. Özellikle merkeze yakın sokaklarda bu ağaçlardan onlarca görmek mümkün.. Ben çok sevmiştim, zaten bu süslü püslü ağaçlar oldum olası içimi açar...


25 Kasım 2010 Perşembe

Noel Takvimi

Geçen sene Sofya'da, 24 Aralık'ta kutlanan Noel'e yaklaşırken piyasaya çıkan takvimler vardı -eminim her sene vardır, hatta tüm Hristiyan ülkelerde- ve biz ilk kez gördüğümüz için ilgimizi çekmişti. Aşağıda fotoğrafını göreceğiniz yaklaşık A4 kağıt boyutundaki bu takvimlerin üzerinde 1'den 24'e kadar numaralar karışık olarak sıralanmış ve her birinin altında minik çikolatalar bulunuyor. 1 Aralık itibariyle kullanılmaya başlanıyor ve 24 Aralık'a kadar her gün minik perforeleri yırtıp alttaki çikolatalardan yiyorsunuz:)


Marketlerde çok düşük fiyata satılan bu takvimleri kullanmak (yemek:)) çok zevkli... Bence ülkemizde de özel günler için yapılmalı...Haa ben 24 gün bekleyemedim o ayrı :)

 

25 Ekim 2010 Pazartesi

Kırmızı Ev'de "Crème Brulée"

Sofya'da bir akşam, iş çıkışı arkadaşlarla dışarda yemek yemek için mekan ararken, aklıma web sitesini görüp beğendiğim Pastorant Restaurant (Пасторант) geldi. Sitesinde gördüğüm fotoğraflardan çok etkilenmiştim, çok sıcak bir ortam gibi görünüyordu ve "Hadi" dedim, "sizi oraya götüreyim". Ama sokakların isimlerini bilmediğin bir yerde bu restoranı bulmak ne mümkün! Dolaşıp dolaşıp bulamadıktan sonra "eeehh" dedik ve aramaktan vazgeçip kendimizi bize en yakın restoran olan Kırmızı Ev'e (Червената къща-chervenata kışta) attık. İyi ki öyle yapmışız.. Yemekler gayet lezzetliydi..
Yemeğimizi yedikten sonra bir de baktık yan masaya yanar dönerli, alevli bir tabak gidiyor. "Bu ne ola ki?" dedik ve hemen aynısından sipariş ettik :) Meğer "Crème Brulée" imiş. Hemen telefonumla çektiğim fotoğrafını paylaşıyorum.

Şöyle ki:

Sanıyorum tatlının üzerine bir miktar alkol döküyorlar bu alevli görüntü için. Bir süre sonra alevi yok oluyor ve afiyetle tatlınızı yiyorsunuz..Olur da yolunuz Sofya'ya düşer ise, Kırmızı Ev'de yanar dönerli Crème Brulée'yi bir deneyin derim:)

Bu arada, Pastorant Restaurant'ı daha sonra buldum, içine girdim ancak yemek yiyemedim. Ufak bir yer olduğu için her zaman yer olmuyor. Ancak aynen web sitesindeki gibi oldukça sıcak ve ev havasında.

"We are Turkish Airlines"

Türk Hava Yolları'nın reklamları sık sık ekranlarda ve radyolarda karşımıza çıkmaktayken ben de Sofya'da rastlayıp hemen telefonumla çektiğim (o nedenle kalitesi biraz düşük) fotoğrafı paylaşayım dedim. THY bir ticari taksiye reklam vermiş efenim, Bulgarca olması dolayısıyla ne yazdığını anlamadım ama amblem dünyanın heryerinde tanınıyor ne de olsa:)

(fotoğrafın üzerine tıklayıp büyütebilirsiniz)

19 Ekim 2010 Salı

Terkedilmiş arabalar ve Peugeot 1007

Sofya'da geçirdiğimiz 15 ay boyunca bizi en çok şaşırtan ve hala şaşkınlıkla anmamıza neden olan şey; yol kenarlarına terkedilmiş arabalar oldu.
Sofya'da arabalar çok ucuz (benzin de).. Türkiye'de görmediğim bir çok farklı ve yeni modeli orada görmüş olmamın yanı sıra, şaşırtıcı bir biçimde külüstür araç yoğunluğu bulunuyor.. Bu külüstür araçların bir çoğu hala trafikte, bir kısmı da yol kenarlarında çürümeye terkedilmiş.. Yeni araba almanın ucuzluğundan olsa gerek, adam arabayı bırakmış yola, arabanın rengi solmuş, paslanmış, üzerinde bitkiler oluşmuş, organik yaşam başlamış:) umrunda değil, müdahale eden de yok!

Aşağıdaki fotoğraf Sofya'dan değil ama yine Bulgaristan'dan..


İlk kez Sofya'da gördüğüm araçlardan, herhalde kendime uygun hissettiğimden en çok sevdiğim araç modeli Peugeot 1007 oldu. Gayet kullanışlı ve sevimli. En ilginç tarafı ise, bu küçük arabanın sürgülü kapılı olması! Detaylı bilgi burada.



22 Ağustos 2010 Pazar

Sofya'da bahar başkadır...


Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da bahar başkaymış...Benim de geçen seneye kadar haberim yoktu..Taa ki bir iş fırsatı eşimle beni Sofya yollarına düşürene kadar...
Burası Vasil Levski Ulusal Stadyumu yanındaki Borisova Gradina Parkı. İstanbul'da yaşayan biri olarak şehrin merkezindeki bu devasa parkı ilk gördüğümde çok şaşırmış ve çok sevinmiştim. Yıllardır içimde kalan "paten kayma" hevesimi yine bu park sayesinde gerçekleştirdim.
Ancak Sofya'da yeşil alanlar sadece parklarla sınırlı değil, bahar geldiğinde neredeyse tüm sokaklar yemyeşil oluyor. Ahh ahh özledim bu güzelim yemyeşil parkları ve tabi paten kaymayı...