100 yılı aşkındır şehrin silüetinde, İstanbul ile Bağdat'ı bağlayan yolun İstanbul'daki ucundayım. Deniz kokusu, martı sesleri ve vapur sefaları benimle anlam bulur yıllar yılı... Ve sizi hep ben karşılarım İstanbul'a gelişlerinizde. Nice sevgilileri yine ben kavuşturdum senelerce, nice askerleri ben uğurladım göz yaşlarıyla... Kimi zaman memleket havası getirdim, kimi zaman hasret kokusu...Türk filmlerine konu oldum bazen; İstanbul sahneleri benimle anlam buldu. Kim miyim ben? Anayurdu baştan başa ören demir ağların paşası; Haydarpaşa! Önce başımı yaktılar, şimdi ise kanatlarımı kırıyorlar. Bana sahip çık İstanbul! Yıllardır biz bir bütün olmadık mı? İstanbul, Haydarpaşa ile anlam kazanmadı mı? Yaşlandım ben artık, direncim kalmadı. Sahip çık bana!
Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Şubat 2012 Çarşamba
21 Ocak 2012 Cumartesi
Kopyalama Çılgınlığı
Mimaride yeni bir dönem başladı; kopyalama dönemi! Gerçi kopyalama yeni bir şey değil, Antalya'da bir otel zinciri yıllar önce Kremlin Sarayı'nı kopyalamıştı, sonra bir başkası Amsterdam'ı kopyaladı, şimdi de biri gelmiş Venedik'i kopyalıyor.. Bir kopyalama furyasıdır gidiyor yani. En son dikkatimi çeken ise; "Başka bir çarşı mümkün" sloganıyla, Londra'daki "Covent Garden" ı kopyalayarak aslında başka bir çarşının mümkün olmadığını gösteren ve kendiyle çelişen Babil Çarşı!
Aşağıdaki fotoğraflar arasındaki 7 farkı bulunuz, tabi bulabilirseniz :
Babil Çarşı:
Covent Garden Market:
Yapmayın sevgili büyüklerim; kimliği olan yapılar üretin, kendi çekim merkezinizi kendiniz yaratın, çalıp çırpmayın. Başkalarının tarihine değil kendi tarihinize sahip çıkın, kendi mimari dokunuza uygun tasarımlar yapın, beni de burda sinirlendirmeyin!
Yapmayın sevgili büyüklerim; kimliği olan yapılar üretin, kendi çekim merkezinizi kendiniz yaratın, çalıp çırpmayın. Başkalarının tarihine değil kendi tarihinize sahip çıkın, kendi mimari dokunuza uygun tasarımlar yapın, beni de burda sinirlendirmeyin!
29 Eylül 2011 Perşembe
Kenditarzım 2
Vee kenditarzım'a dün siparişini verdiğim defterim, bugün elime ulaştı! Çok mes'udum:) Defterin boyutunun anlaşılabilmesi için bir de yanına kalem koyarak fotoğrafını çektim:
Fotoğrafa tıklayıp büyültebilirsiniz.
Tavsiye olunur:)
27 Eylül 2011 Salı
Kenditarzım
Tarz sahibi olmak ve daha önemlisi kendi tarzını yansıtan seçimler yapmak her insanı mutlu eder eminim. Ama ne yazık ki her zaman kendi tarzımızı yansıtan seçimler yapma lüksümüz olamıyor. "Çok güzel ama bana yakışmaz", "Çok güzel ama işyerinde olmaz", "Çok güzel ama çok pahalı" gibi söylemleri çoğu kez bir kenara bırakamıyoruz.
Kenditarzım.com kişinin kendi tarzını yansıtan defterler sunan bir site. Ben de başka bir blogu kurcalarken buldum:) Burada ister mevcut tasarımlardan size uygun olanı seçiyorsunuz, isterseniz kendi tasarladığınız ya da hoşunuza giden herhangi bir resmi kullanarak defter kapağınızı oluşturabiliyorsunuz.

Düşündüm de bu defterlerden çok güzel hediye olur. Hediye edeceğiniz kişinin ismi yazılabilir, hatta şöyle artistik bir fotoğrafı bastırılabilir :)
Gerisi sizin yaratıcılığınıza ve hayal gücünüze kalmış...
15 Eylül 2011 Perşembe
Chalga
Chalga (Чалга); Bulgaristan'da yapılan pop folk müziğidir. İsmini Türkçe olan "çalgı"dan almaktadır (Bkz. Wikipedia). Düğünlerde çalınan çiftetelli, oyun havaları vs. gibi müziklerin Bulgaristan'daki karşılığıdır da diyebiliriz. Bu konu nerden mi çıktı? Haftasonu Bursa'ya Bulgaristan göçmeni olan iki arkadaşımızın düğününe gittik. Düğünün sonlarına doğru "chalga" çalınmaya başladı ve millet coştu, ben dahil. Ve Sofya'yı ne kadar özlediğimi farkettim :(
Parklarını, külüstür arabalarını & tramwaylarını, eski evlerini, caddelerini özledim. Vithosha caddesindeki Lavazza'da kahve içmeyi, Oborishte'de yürümeyi, Olive's te yemek yemeyi, Bulvar Madrid'deki parkta paten kaymayı, Vassil Levski Stadyumu yanında buz pateni yapmayı, 100 gr Sladki'nin süper pastalarını, jaz barlarını, shopska salatayı ve daha aklıma gelmeyen bi çok şeyi...
13 Eylül 2011 Salı
Sorarım Size:
Yani; hiç yanlış yerde olduğunuz hissine kapıldınız mı? Yanıtınız "evet" ise, evrene gönderdiğiniz enerjiyi bir gözden geçirin derim:) Acaba frekanslarınızda mı problem var? Neden bahsettiğimi hala anlamamış olanlarınız için Aykut Oğut'un "Evrenden Torpilim Var" kitabını öneririm. Evrenmiş, enerjiymiş beni açmaz derseniz bulunduğunuz yerde olmanın keyfini çıkarın :)
10 Mayıs 2011 Salı
*Caution: Soon it will be tomorrow
Size de olur mu?
Yapmanız gereken yığınla iş varken, hangisinden başlayacağınıza karar veremediğinizden sürekli bu işleri öteler misiniz istemeden? Ve bu durum sizi daha çok strese sokar mı? Bir çeşit kısır döngü...
Yapmanız gereken yığınla iş varken, hangisinden başlayacağınıza karar veremediğinizden sürekli bu işleri öteler misiniz istemeden? Ve bu durum sizi daha çok strese sokar mı? Bir çeşit kısır döngü...
*Dikkat: Kısa bir süre sonra yarın olacak.
5 Mayıs 2011 Perşembe
Selam Dünyalı !! :)
Uzun zamandır sayfamı başı boş bıraktığımın farkındayım. Ama benim hiç suçum yok, tüm suç blogspot'u yasaklayanlarda! Araya mesafe girince de dünya işlerine daldım tabii :)
Geri dönüşümü şöyle bir pastayla kutlayalım isterim :) Kendisi tarafımdan yapıldı ama tadı görüntüsü kadar iyi değil maalesef:( Pasta kreması konusunda beni aydınlatana 100 bin lira vericiymmm :)
("100 bin lira para mı " nidalarını duyar gibiyim:))
Çikolatalı frambuazlı pasta yapmaktı amacım. Görüntü 10 numara, ama ahh o kreması yok mu.. Ben diyim muhallebi siz deyin puding!! Pastacı kreması istiyorum!!
1 Şubat 2011 Salı
Alışveriş Merkezlerinde Otoparklar
Trafik ve otopark sorununun günden güne arttığı İstanbul’da, bir çoğumuzun özel aracıyla ulaştığı alışveriş merkezlerinde bulunan otoparklar bir kez daha önem kazanıyor. Bu konu ile ilgili 2008 yılında hazırlamış olduğum yazıyı buradan buyrun:)
10 Ocak 2011 Pazartesi
Bir zamanlar NŞA vardı..
Lise yıllarında Fen-Matematik bölümünü seçip Kimya dersi alanlar bilirler, NŞA (normal şartla altında) kavramı vardı. 1 atmosfer basınç altında ve 0˚C’de olma durumunu tariflerdi. Haftasonu kardeşimi Kimya çalıştırırken gördüm ki, bizim eski NŞA gitmiş yerine NK (normal koşullar) gelmiş. Sen kalk, bunca insanın anılarını yok say, yılların koskoca NŞA’sını NK yap! Olacak iş mi! Üzüldüm valla...
Gerçi soru içerisinde “NŞA’da” diye geçince anlatım bozukluğu oluyordu ama biz onu öyle sevmiştik..
3 Aralık 2010 Cuma
18. yüzyıl
18. yüzyılda yaşamak isterdim.. Yok yok vazgeçtim gene bu yüzyıl olsun ama kıyafetlerimiz o dönemin kıyafetlerinden olsun... Böyle kabarık kabarık, poposu kalkık tuvaletler, şapkalar, yelpazeler... Ben bu tarzın birçok bayanın hoşuna gittiğine inanıyorum, hatta gelinlik merakı da ordan geliyor:) Hımmm.. Erkekler için pek birşey diyemeyeceğim onlarınki çok da estetik sayılmazmış. Dizlere kadar çorap eşliğinde kısa pantolon:) hahaha:) Onlara başka bi dönem seçmek lazım:)
Amaaa şu anda kabarık kıyafetlerle dolaştığımızı varsaydığımızda; İstanbul'da yaşamanın tam bir işkence olacağını gerçeğini kabul etmemiz gerekir. Şu an ofiste kabarık kıyafetimle ve şapkamla bu yazıyı yazmam pek sorun olmazdı evet ama ofise gelmem tam bir ömür törpüsü haline gelirdi. Metrobüs durağında kabarık elbiseli ve şapkaları kıta sahanlıklarını aşan bağyanları düşünemiyorum. 100 kişi taşıyabilen metrobüs kapasitesi bir anda yarıya inerdi.
Çamaşır makinesine bir elbise atınca hacmini tamamen kaplardı:) Hergün çamaşır yıkamak gerekirdi.. Hele ütülenmelerini düşünemiyorum. Kadınlar artık isyan ederdi herhal:)
Ay yok yok, düşününce bile daraldım.. Herşey minimal olsun, öyle kabarık elbiseymiş, şapkaymış vazgeçtim.. Her şey vaktinde güzel demek...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








